ENVER GÜLŞEN - HAKİKATİN SİNEMASI

sinemanın hakikati
Piyasada sinema sanatı ve film sektörü üzerine yazılan bir sürü eser raflarda yer alıyor. Bunlardan Enver Gülşen’ in “Hakikatin Sineması” adlı eseri, diğer eserlerden bakış açısıyla ayrılıyor ve kendine farklı bir yer ediniyor. Aslında bakış açısı olarak toplumumuzun günlük hayatta çok içli-dışlı olduğu fakat düşünce olarak genelde sanat dallarında özelde sinemada pek kendine yer bulamayan, tasavvufi bir bakış ile sinema sanatını yönetmenler üzerinden tekrar gözden geçiriyor.

Sanat olarak sinemayı merkezine alan kitap, çekilen her bir filmin, her bir sahnenin arkasında yatan hakikati anlatmaya çalışıyor. Görünenin dışında görünmeyeni anlayabilmek, hissedebilmek. Yönetmenler üzerinden hareket eden yazar, filmografisi üzerinden tüme ulaşarak tasavvufi bir bakış yakalıyor. Bu noktada şöyle bir sorunsal ortaya çıkıyor. Bu yönetmenler gerçekten bu bakışa – tasavvuf yada başka bir isim- sahip mi? Orasını artık Allah bilir ama yazar güzel bir yorumlama ortaya koyuyor


Külliyat Yayınları’ ndan çıkan bu eser aslında ikinci kitap. İlk kitabın ismi “Sinemanın Hakikati”. Özetinden anladığım kadarıyla biraz daha bilimsel ele alındığından ikinci kitabı tercih etmiştim. Filmler ve yönetmenler üzerinden gittiği için okuması daha keyifli ve daha anlaşılır oluyor. Aşağıda kitabın çeşitli satış sitelerindeki tanıtımı yer almaktadır. Okumanızı tavsiye ederim ve film izlerken kitabın katkısını göreceksiniz. Bu arada yazarın bir de blogu var: envergulsen.wordpress.com

“Önümüzde nasıl bir Türk sineması profili vardır? Dünya sinemasının büyük başyapıtlarının eksiklikleri ve ortaya koydukları imkânlar nelerdir? Batı'daki düşünce krizine hangi sanat eserleri bir panzehir olarak görülebilir? Türk sinemasında bizi hangi ufuklar bekliyor? Bütün dalların birleştiği kökü ortaya koyabilecek sinema nasıl bir hakikat zemini üzerinden kurulabilir? Enver Gülşen, Türk ve dünya sinemasından önemli köşe taşları üzerinden sinemanın hakikat ile ilişkisini ortaya koymaya çalışıyor. Metinlerde, tartışılan her yönetmen ya da filmin, ortaya çıkardığı yeni ufuklarla, problem ve eksiklikleri beraber ele alınarak bir hakikat sineması perspektifi oluşturulmaya çalışılıyor. Sinema ve sanat üzerine hakikate uzanan bir okuma düzlemi oluşturmaya çalışan metinler, eksiklikler üzerinden imkânları, imkânlar üzerinden yeni ufukları tartışıyor. Düşüncenin krizinden, dil hapishanesinden firar ederek kurtulmayı öneren metinler, sinemanın, sadece sinema olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Tarkovsky'den Semih Kaplanoğlu'na, Paradjanov'dan Mecid Mecidi'ye, Haneke'den Bergman'a kadar dünya sinemasının zirvelerinde tasavvuf üzerinden derin bir yolculuk yapan Gülşen'in bu kitabı ülkemizde hem esaslı bir film dili geliştirilmesine imkân tanıyacak, hem de film felsefesi alanında çığır açacak köklü ve imajinatif bir film tasavvuru geliştiriyor.

Yorumlar