5 Haziran 2014 Perşembe

EL SECRETO DE SUS OJOS

Arjantin’ den çıkan 2010 yılı en iyi yabancı film Oscar ödülünü alan “El Secreto de Sus Ojos – Gözlerindeki Sır” geç izlediğim ve “Keşke daha önce izleseydim” dedirten bir film oldu.

Emekliliğe ayrılan eski sorgu müfettişi Esposito’ nun, gençlik yıllarında karşılaştığı ve sonuçlanmamış bir vaka üzerine roman yazması ve zamanla bu vakayı sonuca erdirme isteği filmin hikâyesini oluşturuyor. Yönetmen 25 yıllık uzun bir süreyi, geçmişte ve şimdiki zamanda geçen sahnelerle anlatıyor. Benimsenen bu anlatım tarzı seyircinin dikkatini hep üst düzeyde tutuyor.


Eduardo Sacheri' nin “La Pregunta de Sus Ojos” (Gözlerindeki Sorular) adlı romanından uyarlanan film isminde de geçen sır kelimesiyle beraber izleyiciye bir merak duygusu yüklüyor. Bu duygudan kimi yerlerde kopsa da son saniyesine kadar taşımasını biliyor. Sona doğru da ters köşe yapmadan sorulara tatmin edici cevaplar vererek filmi noktalıyor.


Yönetmen Juan Jose Campanella, senaryonun uyarlama olmasından dolayı fazla rahat davranamasa da elinden geldiğince incelikli bir iş ortaya çıkarmış. Ana öyküde cinayet vakasını geçmişten bugüne işlerken, yan metinlerle beraber filmin zenginliğini arttırmış. Özellikle geçmiş-bugün-gelecek çatışması filmin her noktasında yer alıyor. Ayrıca tutkular, adalet, ahlak gibi kavramların da senaryoda iyi işlenmiş olduğu kanısındayım.


Filmde yer alan birkaç sahne gerçekten çok etkileyici ve hafızalarda iz bırakıyor. Özellikle beş dakikalık tek plan çekilen, “Acaba nasıl çektiler?” diye beni oldukça düşündürten stadyum sahnesi hem sinemasal açıdan hem teknik açıdan üst düzey bir iş. Tek plan çekimin bir örneğini de “Children Of Men” filminde izlemiştim. Eğer yapılabilirse izleyicide müthiş bir etki bırakıyor ki Campanella stadyum sahnesi ile bu etkiyi ve keyfi sonuna kadar veriyor. Benim gibi birçok kimsede de aynı keyfi aldı ki sadece o sahnenin videosunu bulmak bile mümkün.



Oyunculardan sadece Ricardo Darin’ i izlemiştim, diğer oyuncuları ise ilk defa seyretme fırsatım oldu. Genel anlamda oyunculukları iyi buldum. Herhangi bir sırıtma gözüme çarpmadı. Isidoro Gomez karakterinin üzerine biraz daha düşülseymiş daha iyi olurmuş gibi geldi. Akılda kalıcı repliklerden biriyle bitireyim: “Bana müebbet demiştin.”

Hiç yorum yok :