KIŞ UYKUSU İLE İNSAN HALLERİ

winter sleep
Ülkemiz sinemasının 100. yılında Cannes' da 1982 yılında "Yol" filminden sonra Altın Palmiye' yi alan Nuri Bilge Ceylan Kış Uykusu' nda bize taşrada otel işleten Aydın' ın, etrafındaki insanlarla olan münasebeti aracılığıyla insanı anlatıyor.

Kış Uykusu, Nuri Bilge Ceylan sinematografisinde özellikle anlatımıyla farklı bir noktada duruyor. Bu sefer görüntülerden ziyade diyaloglar ve senaryodan gücünü alıyor. Muazzam oyunculuklarla beraber üst düzey bir sinema deneyimi yaşatıyor. Özellikle diyaloglara bayıldım. O kadar gerçekçi o kadar inandırıcı ki kendinizi sanki o an orada karakterlerle berabermişsiniz gibi hissediyorsunuz. Karakterlerin kültür seviyelerine göre dil farklılaşsa bile bu gerçekçiliğini hiç yitirmiyor. Karşımızda duran filmin gerçekten çok iyi bir film olmasında bu diyalogların gerçekçiliğinin payı çok yüksek. 196 dakikalık bu uzun süreyi adeta kısaltıcı bir etki sağlıyor. Aydın' ın dediği gibi sıkılma gibi bir lüksünüz kalmıyor.

demet akbağHikâyesinde Çehov etkileri barındıran ve Shakespeare alıntılarını içeren filmde, “Olmak mı olmamak mı?” sözünün bir tezahürünü Aydın karakteri üzerinde görüyoruz. Büyük şehirde basit bir oyuncu olarak kalmak mı yoksa küçük bir taşrada kralı oynamak mı? İşte Aydın’ ın meselesi. Kardeşi Necla ile karşılıklı tartışmada söylediği söz “Krallık her ne kadar küçük de olsa sonuçta kralı benim”, Aydın’ ın yaşamının merkezine koyduğu ilkeyi oluşturuyor. Bu ilke çerçevesinde etrafındaki olaylara, durumlara bakabiliyor. Kralı oynadığından etrafındakilerin de bu oyunu oynamasını istiyor. Oynamayanlar ile ters düşüyor, tartışıyor, gerçekle yüzleşmek onu rahatsız ediyor.


Ceylan filmin merkezine insanı koyduğu için ele aldığı konularda çok geniş bir mecraya yayılıyor. Bu nedenle gördüğümüz karakterler de birbirinden farklılıklar gösteriyor. Sanki her karakterde insanın iyi ya da kötü bir özelliğini ortaya koyuyor. Böylelikle her bir karaktere insani bir vasfı etiketliyor. Bu etiketleme işini, her bir karakteri birbiriyle tartıştırırken veya çatıştırırken gerçekleştiriyor. 

Othello' da trajedik bir aşk hikayesi anlatılır fakat Othello otelde bu aşkı göremiyoruz. Aydın ve Nihal evli olmasına karşın kendi odalarında yaşayan ayrı çiftler gibiler. Nihal pasif bir karakter. Ona göre Aydın' ın hükmünde özgür! bir köle. İlişkileri ise hiçbir zaman düzelecekmiş gibi görünmüyor. Nihal için ihtiyaçtan doğan bir zorunluluk hali. Aydın için ise gücünün bir göstergesi. Ablası Necla ise başka bir kaybeden. Eşinden boşanmış büyük şehirden taşraya gelmiş, burayı sevememiş, kopmak isteyen ama kopamayan. Öyle ki buradan kurtulmak için, Aydın' dan Nihal' den kurtulmak için, suçlu olmadığını bile bile sarhoş kocasından özür dileyip yanında kalmak fikrini bile benimseyen ama yapamayan. Bir aile gibi görünseler de aile olmaktan uzak bireyler.

melisa sözen

Hamdi ve İsmail karakterlerinin temsili de oldukça okumaya açık. İmam olan kardeş Hamdi ile sabıkalı olan abi İsmail' in aynı evde işsizlik olsun fakirlik olsun her şeye rağmen aile olabilmesi bu kurumun aslında nasıl ayakta kalabileceğinin bir örneği. İsmail de kendini alkole vermiş bir kaybeden ama ona ayakta kalabilecek umudu veren bir ailesi var. 

ilyasİnternette ve çeşitli makalelerde filmin politik olduğuna dair birçok söylem bulunuyor. Buna hiçbir şekilde katılmıyorum. Filmde yer alan söylemlerin veya siyasi denilebilecek hiçbir yorum bulunmuyor. Eğer bunlara politik denilecekse emin olun ki komedi filmleri bile politiktir. Filmde yer alan sınıfsal farklılıklar bile politik amaçlı kullanılmayıp karakterin oluşumuna yardım eden bir araçtan öteye gitmiyor. İlyas' ın attığı taştan, güneydoğudaki taş atan çocuklara dikkat çekilmiş, denmiş. Oysaki bir çocuğun babasına atılan dayağa karşı gücü yettiğince yapacağı eylemlerden biri, onun müsebbibine taş atmaktır. Bundan öte anlamı olduğunu düşünmüyorum. 

Filmde beni rahatsız eden tek şey paranın ateşe atılması oldu. Çok klişe geldi, özensiz buldum. Melisa Sözen' in oyunculuğu ise diğer oyuncuların yanında sırıtmış gibi geldi. Bu arada görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki’ nin adını zikretmeden de geçmeyelim. Elde ettiği görüntülerle filmin başarısına ayrıca katkı sağlıyor.

3 günde 43 bin kişinin izlediği, Altın Palmiyeli, ülkemizin on senelik reklamını tek başına yapan bir filmi izleyelim, özellikle sinemada izleyelim. Sadece eğlenmek yerine eğlenerek düşünmek de güzeldir.

Yorumlar