NEFES Mİ BUĞDAY MI?

buğday
Semih Kaplanoğlu' nun yedi yıl sonra çektiği Buğday (Grain) filmi, ele aldığı konu itibariyle post-akopoliptik bilim-kurgu türe yakınlığı olması ve İslami referansların, tasavvufi yaklaşımın işlenişi ile benim için Türk sineması adına şimdiden milat bir filmdir. 


Ülkeler arası sınırların artık olmadığı, büyük şirketler tarafından korunan topraklar ve dışında kalan ölü topraklar olarak ayrımlaşmanın yaşandığı, teknolojinin oldukça ilerlediği belli olmayan bir zamandayız. Verimli topraklar toplanıp belirli alanlarda korunmaktadır ve buralarda ekin yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Bu ekin alanları çok büyük elektrik kuleleriyle korunmaktadır. Alanın dışı ise, insan dışı canlı varlıkların yok denecek kadar az olduğu, asit yağmurlarının yağdığı, salgınların ise kol gezdiği bir dünyadır. 

Yönetmen günümüz dünyasının en büyük tehlikelerinin gerçekleştiği bir dünya kurarak bu tehlikelerin ne kadar ciddi bir boyuta ulaşabileceğini gösteriyor. Açılışla beraber kurulan atmosfer ve görüntü yönetimi oldukça üst düzey. İncelikli bir iş olarak sizi hemen etkisi altına alıyor.

Şirketin profesörlerinden Erol, her seferinde başarısız olunmasından, başka bir anlam çıkararak, daha önce bu konu ile ilgili tez yazan Cemil' i bulmak için ölü topraklara yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukla beraber film başka bir türe evriliyor. Bilim-kurgu olarak akan hikaye, içsel bir arayış hikayesine dönüşüyor. 

hızır-musa

Kuran-ı Kerim' de yer alan Kehf suresinde geçen Hz. Musa ile Hz. Hızır' ın kıssası üzerinden ilerleyen hikaye, anlatımı ve biçimi olarak kendine has bir özgünlüğe sahip. Tabiki burda Kaplanoğlu' nun özgü stili kendini belli ediyor. Tarkovsky' nin Stalker filmi ile benzerlikler bulunması ve filmde geçen karakterlerden birinin isminin Andrei olması da yönetmenin hayranlığının bir göstergesi.

Kıssada geçen tüm olayları hikayeye göre izliyoruz. Bir nevi derviş yolcuğu da diyebiliriz. Erol bu yolda Cemil' in mürşitliğinde seyri sülük ediyor. En belirgin anlatım dergah sahnelerinde yer alıyor. Hakikata ulaşmak - filmin içinde M maddeciğine - için insanın kendini araması, buğdayın içindeki çizgi misali her şeyin birliğe ulaşması gibi tasavvufi söylemler somut bir şekilde karşımıza çıkıyor. Soyut olarak yer alan söylemler ise seyirci tarafından bulunmayı bekliyor. 

tasavvuf

Filmin siyah beyaz olarak çekilmesi, farklı soylardan insanların filmde yer alması, film dilinin ingilizce olması biçim bakımından filme pozitif etki ediyor.

Filmin tüm seyircilere hitap etmemesi ise en büyük dezavantajı olarak görülebilir. İnanç olarak zayıf kişiler ya da inançsız kişiler filme zaten bir önyargıyla yaklaşacaktır ki inanç konusunda kendilerine yapılmış bir müdahale gibi gelecektir. Bu nedenle o grubu içine çekememesi o gruba hitap edememesi eksi yönü.

Semih Kaplanoğlu' nun filmografisi içinde yer alan bu inanç meselesi genellikle hep bulunmayı beklerdi fakat Buğday ile artık gözümüzün önünde. Belki birçok seyirci bu parçaları bulmayı yeğleyebilir ama kendi açımda bunu göz önünde izleyip tasavvuf metinlerini arayıp bulmak daha hoşuma gitti. Buğday' ı kesinlikle izleyin. 

Yorumlar

Çöp Bidonu dedi ki…
Bloggerlar Sanal Alemde Buluşuyor!
Merhaba, yazınız için teşekkürler. Bloggerların buluşma ve sosyal paylaşım platformunda sizleri de aramızda görmek isteriz. Böylelikle diğer bloggerları tanıyabilir, yeni fikirler edinebilir ve içeriklerinizi daha geniş kitleye tanıtabilirsiniz. İyi çalışmalar.
http://blogworld.com.tr.ht//welcome